Son yillarda özgürlük kavraminin neredeyse her alanda ölcüsüz
ve gelisigüzel bicimde kullanilmasi, onu asli anlamindan uzak-lastirmis; sinir tanimayan bir serbestligi özgürlükle özdeslestiren yeni bir zihniyet üretmistir. Bugün özgürlük adina dile getirilen pek cok söylem, özellikle genc kusaklari kendi köklerinden kopmaya sevk etmekte; onlari fark edilmeden yeni esaret bicimlerine sürüklemektedir.
Daha da dikkat cekici olan, ortaya cikan bu savrulmadan sikayet edilirken onu besleyen düsünsel zeminin ise yeterince sorgulan-mamasidir. Bu zeminde din ve ahlak, insani koruyan ve anlam dünyasini insa eden ilkeler olmaktan cikarilmakta; özgürlügün önünde bir engel gibi sunulmaktadir.
Elinizdeki bu eser, modern dönemde özgürlük söylemi üzerinden insa edilen celiskiyi kelam ve fikri bir perspektifle ele almak-ta; hakiki özgürlügün sinir tanimazlikta degil, insani askin bir hakikate baglayan bilincte temellendigini savunmaktadir.