Caglar öncesinden günümüze kadar göstermis oldugu devlet olma kudretini benliginde tasiyan Türkiye Cumhuriyeti; ilk yüz yilini geride birakmis, ikinci yüz yilina yine bu kudretle adim atmistir. Binlerce yillik devlet gelenegi, yüz yillik cumhuriyet tecrübesiyle dis politikasini belirleyen Türkiye Cumhuriyeti, bölgesel güc olarak konumunu bütün bu birikimiyle korumaktadir. Türk Dünyasi olarak adlandirdigimiz muazzam ve muhtesem ruh; dün oldugu gibi bugün de öncelikli ve ayricalikli bir kimlikle Türkiye Cumhuriyeti dis politikasinin her zaman ilgi alaninda olmustur.Türkistandan Balkanlara uzanan genis cografyada ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel iliskilerin derinlestirilmesi esasinda jeopolitikten cok öte, Türk kimliginin ruh kökünü anlamlandirmak ve bu anlamin üstüne bir güc insa etmeyi ifade etmelidir ki bugün bu gücün adi Türk Devletleri Teskilati olarak konulmustur.
Türk Milleti büyük catisi altindaki soydas ve akraba topluluklarla uluslararasi alanda kurulan iliskilere kurumsal bir yapi altinda yön vermek, bir disiplin ve diplomasi cercevesinde bu iliskileri sekillendirmek her seyden evvel Türk kimligi ortak paydasinda bulusma iradesinin ortaya konulmasi acisindan son derece mühimdir. Türk Devletleri Teskilati icin yapilacak calismalar ise bu iradenin idare edilebilmesi icin ayrica önem arz etmektedir.Ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel gibi alanlarin yaninda Türk dünyasi ile ortak calisma yapilacak yeni alanlarin acilmasi, hic kuskusuz gelecege uzanan yolu da acacaktir. Özellikle Türk devletleriyle kurulan yargi ve güvenlik bürokrasisi umut verici bir gelisme olarak azmimizi arttirmaktadir. Ortak ilkeler cercevesinde Türk dünyasi ile kurulan ve kurulacak olan hukuki aglar, Türk Devletleri Teskilatina üye devletlerin bagini da kuvvetlendirecektir.