Eleanorun hayati, siradan bir günde yasanan trafik kazasiyla altüst olur. Boynundaki labradorit tasinin kirilmasiyla karanlik bir güc uyanir.
Rüyalar, kaybolan zamanlar, gecmisten gelen fisiltilar Gercek ile hayalin sinirlari silinirken, kasabayi esrarengiz olaylar ve korkunc varliklar kusatir. Ancak bu yalnizca baslangictir. Cünkü Eleanor, bu hayatta yalnizca bir genc kadin degil; baska caglarda yasamis, kadim uygarliklara taniklik etmis ve karanlikla savasmis bir ruhtur.
Topragin derinliklerinden, suyun hafizasindan, atesin kalbinden ve rüzgarin fisiltisindan gelen irklar yeniden uyanirken Eleanor, kendi gecmis enkarnasyonlarinin izini sürmek ve isigin sirrini hatirlamak zorundadir.
Kendini hem gecmisin gölgeleri hem de yaklasan felaketin ortasinda bulan Eleanor, kadim sirlari cözmek ve sevdiklerini korumak icin bilinmeyen bir yola adim atar. Ancak bu yol, ondan en degerli seyini isteyecektir kendi ruhunu.
Isigin ve karanligin kesistigi noktada verilecek bir karar, tüm yaratilisin kaderini degistirecektir.
Unutulan isimler, karanlikta yankilanir.
Isik düstügünde gölge iz birakir.
O izi görmezsen kaybolursun.
Bazi kapilar acildiginda bir daha kapanmaz.