Tanrinin rahmeti ve gazabi, teolojinin en eski ve en tartismali meselelerinden biridir. Bu sifatlar yalnizca insan zihninin Tanriyi kavrama cabasinin ürünü degildir. Vahyin Tanriyi insana bizzat tanittigi niteliklerdir. Bununla birlikte vahyin bu sifatlari dile getirmesi tartismayi kapatmamis, aksine daha derin bir düsünce alani ortaya cikarmistir. Bazi yorumlarda Tanri insani duygularla aciklanmis, bazi yaklasimlarda ise Onun askinligi öylesine vurgulanmistir ki Tanrinin insan hayatiyla kurdugu iliski belirsiz hale gelmistir. Bu iki uc arasinda kalici bir denge kurulamamasi, düsünce tarihinin en köklü sorunlarindan biri olmaya devam etmektedir.
Elinizdeki kitap bu tartismayi mitolojik anlatilardan antik felsefeye, tek tanrili dinlerin teolojik geleneklerinden modern felsefeye uzanan genis bir cercevede ele almaktadir. Farkli geleneklerde tekrar eden ortak bir örüntü dikkat cekmektedir Tesbih Tanrinin mutlak kemaline zarar verme riskini tasirken, asiri tenzih vahiy dilinin yükledigi anlami zayiflatmaktadir. Bu ikilem rahmet ve gazap kavramlarinin ontolojik, epistemolojik ve etik boyutlarini bugün de belirleyen temel gerilimdir.
Calisma bu gerilimi yalnizca tespit etmekle yetinmemektedir. Islam düsüncesinde kelam, felsefe ve tasavvuf geleneklerinin bu meseleyle nasil yüzlestigini sistematik bicimde ortaya koymaktadir. Vahyin bagimsiz bir bilgi kaynagi olarak konumunu ve bireysel ahlaki sorumlulugun metafizik temellerini merkeze alarak tutarli bir degerlendirme cercevesi gelistirmektedir