2016 yilinda baslayan ve aslinda kökleri 2013 yilina kadar uzanan yeni hukuksuzluk süreciyle birlikte yazar da tutuklanir ve cezaevine girer. Bu kitaptaki ve bir önceki kitabi "Zor Yillar" da yayinlanmis olan siirleri cezaevindeki tutukluluk zamaninda, her gün televizyonlardan ayri bir felaket haberinin alindigi günlerde kaleme aldigi siirleridir.
Siirler Allah'a itimadin ve onun güç ve kudretinin her seyin üstünde oldugunun veciz ifadeleri ile doludur.
Allah'a daim itimat itikadimizdir
Bu da bizim sarih kesin içtihadimizdir
satirlari ile yazar yerlerin ve göklerin tek hakimi Yaradan'a mutlak itimat etmeye çagirir. Sebeplere güç ve kuvvet izafe etmez, mutlak kudret sahibi Allah'in takdirinde olaylarin vuku buldugunu ve hükmün yalnizca O'na ait oldugunu haykirir. Ser gibi görünen islerin arkasindan büyük hayirlarin gelecegi vurgulanir. Bu itibarla ümitsizlik gerçek mü'mine yakismayan bir durumdur. Zalimlerin sürekli hüküm sürecegi ve güçlü kalacagi endisesi ise Rahmani degil tamamiyla seytani bir vesvesedir.
Siirlerde gizli açik bütün sirk tarzlari reddedilir, mutlak kudret sahibine, gönderdigi çaglar üstü mesajina ve bu mesaji bize aktaran ve yorumlayan kutlu elçisine sürekli referans verilir.
Siirler tarihe not düsme ve yapilan haksizliklari en üst perdeden belgeleme amaci da tasimaktadir. Muhatap, gemi aziya almis ve her yaptigina kilif uyduran modern zalimler olmayip, yasananlar karsisinda ümitsizlige kapilan ve zalimlerde bir hakikat oldugu vesvesesini içinden atamayanlardir. Bir diger muhatap ise çok yakinda gelecek olan ve sesleri gür duyulacak olan salih kullara yasananlari aktarabilmektir.
Siirler, kutlu beyanda defaatle vurgulanan hakikatlerin yansimalari ve yorumlaridir. Yorumlarda bir hata varsa bu hata muhakkak ki yazara aittir. Sanat için sanat ilkesi degil, hak ve hakikat için sanat ilkesi gözetilmistir. Hak ve hakikatler elbette ki çok daha güzel ve sanatli ifade edilebilirdi. Süreçten önce hiç siir denemesi olmayan yazar bu konuda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalismistir.
Siirlerde kibir reddedilir, insanin kendini kusursuz görmesi büyük eksiklik olarak görülür. Çünkü kusursuzluk ve mutlak güzellik olsa olsa Cenab-i Hakka ait bir sifat olabilir. Bazen yazarin kullandigi "Sifirî" mahlasi ve "Kabak" ismi buna isaret eder. Yazar baskalarina nasihat makaminda kendisini görmez, tam tersine kendisini hakikatlerin öncelikli muhatabi olarak görür. Dünyevi rütbe, makam ve saltanatlari degil, en üst mertebe olarak kulluk mertebesini öne çikarir ve bütün kusur ve hatalarina ragmen kurtulabilmenin ve affa mazhar olabilmenin ümidini tasir. Bilebildigi ve anlayabildigi kadari ile kendisine hayat bahseden Yaraticisinin hosuna gidecek ve razi olacagi seyleri söylemeye çalisir. Olan bitene üzülse de kutlu Nebinin oglu Ibrahim vefat ettiginde söyledigi "Göz aglar, kalp üzülür; biz yüce Rabbimizin razi olacagi seyden baskasini söylemeyiz" sözünü kendisine rehber edinir.
Bu ikinci siir kitabinin ismi çok yakinda müsahede edecegimiz güzel günlere isaret etmek üzere verilmistir. Yerin ve göklerin tek hâkimi kendisine itimat edenleri yari yolda birakmaz ve birakmayacaktir. Bu büyük imtihanin bir an evvel bitmesi ve zor günler geçiren mazlumlarin güzel günlere kavusmasi dilek ve dualari ile
Sadik Temizel