Irade sahibi bir varlik olarak insanin sorumlulugunu sorgulayan; Ramazanin mana iklimine davet eden; Ben kendimiz, Sen
hayatimizdaki insanlar ve O Yüce Allah arasindaki iliskinin varlik ve kulluk bilincimizi nasil sekillendirmesi gerektigini ele alan bu
kitap, ifrat ve tefrit arasinda istikameti arayan bir düsünce yolculugu sunuyor. Peygamberligin insanliga kazandirdigi anlam ufkunu
hatirlatiyor; vahyin sonsuza uzanan esenlik cagrisini bugünün insanina yeniden duyuruyor.
Din fanatizmin yol actigi kirilmalari görünür kilan; bilgiyle kusatilmis ama hikmetten yoksun bir cagin hüznünü dile getiren bu yazilar,
Asr-i Saadetteki aile modelini günümüze tasiyor. Ilmin yalnizca ögrenilen degil, yasanan ve paylasilan bir emanet oldugunu
vurguluyor. Ümmetin istikamet krizini sebepleri ve sonuclariyla ele alirken, Mute Savasindan dersler cikariyor; insanligin onur
mücadelesi olan Gazze meselesinin sancisini vicdanlara tasiyor.
Ben, Sen ve O Vahyin Gölgesinde Düsünceler, akademik bir sogukluga ve duygusal bir coskunluga savrulmadan, vahyin gölgesinde
süknetle düsünmenin mümkün oldugunu gösteriyor. Okuyucuyu hayatini sorgulamaya, insanlarla olan iliskilerini gözden gecirmeye
ve en önemlisi Yüce Yaradanla sahici bir yüzlesmeye davet ediyor. Akleden kalplerimize dokunarak istikamet arayisimiza rehberlik
ediyo