Demokrasi gelenegimizde cumhurbaskanligi secimlerinin bircogu sancili oldugu kadar adeta partiler, klikler, ideolojik düsünce sahipleri arasinda bir savas haline de getirilmistir. Halkimizin bir kesimi bu savasin bir yani olurken, diger bir kesiminin de diger yani yapildigi görülür.
Önce secilecek kisinin mutlaka birey olarak bizim düsüncemizde olmasi gerekiyor. Eger secilecek kisi böyle birisi degil ise alisamadigimizi söyleriz... bizim cumhurbaskanimiz degil deriz... Cankayaya layik biri olarak görmeyiz...
Cünkü siyaset bizde ilkeler üzerinden yapilmaz Kisiler üzerinden yapildigi icindir ki, bir anafor icinde cirpinip dururuz...
Cumhurbaskanligi secimleri baska ülkelerde; bizdeki gibi kutuplasmaya, manipülasyon ve demokrasi disi tavirlarin sergilendigi bir arenaya dönmez, ayak oyunlari görülmez... her sey demokrasinin kurallari icinde cereyan eder... Baska ülkelerde; ancak demokrasinin bir simge makamin secimi olarak görülür ve secim sonrasi her sey unutulur, gider. Hatta, baskanlik sisteminin uygulandigi ülkelerde, baskanin icra gücü cok fazla oldugu halde, secimler bizdeki kadar yüksek volümlü sese ve hareketlilige sahip degildir.
Iste okuyacaginiz bu kitap; Atatürkten, Recep Tayyip Erdogana kadar olan tarih dilimindeki o günlerin cekilen sancilarini, cumhurbaskanligi secimi öncesi siyasi manevralari, siyasi oyunlari, görev alan aktörleri tanitmaya ve yasananlar, bir gazeteci gözüyle anlatiliyor.