Herhangi bir sabahin ayazinda, gercegimi bulacagim günün ümidiyle, bekliyorum.
Beygül Bey Daglari ve Güllük Dagina bakan bir kasabada, ismini daglardan alan bir cocuk. Aile, mahalle, okul, arkadaslar; tüm bunlar onun icin siradan hayatin, siradan insanlarin kötülüklerini gözlemleyebilecegi, ögrenebilecegi ortamlardir sadece. Daha kendi tam adlandiramamisken bile varolusu, cinsel yönelimi nedeniyle acimasizca savrulabileceginin farkindadir ve etrafinda bir zirh örmek, kendini korumak icin bildigi tek yoldur. Menekse Gülben bu ilk romaninda Beygülün gittigi yeni sehirlerde, yeni ülkelerdeki yalnizligina, korkularina, cesaretine ortak olmaya cagiriyor okuru ve ürkütücü, zor bir soru birakiyor geride Yasanmamis yakinliklara duyulan özlemle cikilan yollar, sifaya mi yoksa hayal kirikliklarina mi acilir
Ev olmak iyi bir masalciya sahip olmak demekti, her yikimda yeni bir masal üreten bir ev hakikati sürekli ve devamli olarak geciktirirdi, böylece hakikat sürekli ve devamli yeniden yaratilan bir masal olarak kalirdi. Sadece basini sokacak bir evi olanlar ise yikik bir evde yasamak zorunda birakilanlardi, masalcilari yoktu ya da coktan ölmüstü, o evdekilerin ömrü evin ömrü kadardi, ev ölünce icindekileri de beraberinde
öldürürdü.